Klima, Soğutma Uzmanından Alınır

Etiketler

, , , ,

Sıcak havalarda klima ile serinlemek gibisi yok, değil mi? Geçtiğimiz sene vantilatör ile bu işin olmadığını gördüm, bu sene hazırlıklıyım: 2017 yazına bir klima ile gireceğim. Alacağım modele karar vermek için sayısız inceleme okudum, sonu gelmeyen karşılaştırmalar yaptım. Siz de aynı zahmeti çekmeyin diye, araştırmamın sonucunu paylaşıyorum. Dikkat ettiyseniz “marka” değil, “model” dedim zira markaya zaten karar verdim: Uğur Soğutma. Klimanın soğutma uzmanından alınması gerektiğini düşünüyorum, soğutma uzmanı deyince akla ilk gelen isimde, Uğur Soğutma oluyor.


Klima satın alırken ilk dikkat etmeniz gereken şey, enerji tasarrufu. Hemen her klima, A++ enerji sınıfına ait olduğunu iddia ediyor. Aynı şekilde, çoğu klimada “inverter” özelliğini görmeniz mümkün oluyor. Ancak her nedense, bu iki özellik genellikle bir arada yer almıyor! Gerçekten de, hem A++ enerji sınıfına ait ve hem de inverter teknolojisini kullanan klima modelleri bir hayli ender. Uğur Soğutma’nın UIS 18 klima modeli, bu nedenle takdiri hak ediyor. Her iki teknolojiyi de birlikte kullanan UIS 18, maksimum seviyede enerji tasarrufu gerçekleştiriyor ve elektrik faturasından endişe etmeden istediğiniz kadar kullanma imkânı sunuyor.

UIS 18’in tek avantajı bu değil elbette. Bekleme modundayken sadece 1W elektrik tüketiyor. Bu da %80’e varan bir enerji tasarrufu yapmasını sağlıyor. Klimanın akıllı soğuk hava üflememe özelliği var, yani açar açmaz soğuk hava üflemeye başlamıyor. Ortam sıcaklığını, yavaş ve doğal bir şekilde istenilen dereceye getiriyor. Ancak bunun çok uzun sürdüğünü de düşünmeyin:  Turbo modu sayesinde, çok kısa bir süre içinde serinlemeniz mümkün oluyor. Otomatik sorun tespit ve koruma sistemleri sayesinde de klimayı güvenle kullanabiliyor, yetkili servisle mümkün olduğunca az muhatap oluyorsunuz!
Ben 19.000 BTU olan modelini sipariş etmeye karar verdim, ancak daha düşük BTU’lu modelleri de bulunuyor. En doğrusu bir keşif yaptırmanız ve size en uygun modeli tespit ettirmeniz olacaktır. Daha sonra, https://satis.ugur.com.tr/ adresinden 12 taksitle bu mükemmel klimayı satın alabilirsiniz. 

Bir boomads advertorial içeriğidir.
boomads_offer_client = “c98cfe858ff24025839ac739ba1afc12″;
boomads_offer_id =”1778”;

http://counter.boomads.com/scripts/offer.js

Reklamlar

Gel Nurum Gel Elagözlüm

Etiketler

Gel nurum,
Sır gibi saklıyorum aşkı içimde,
Güneş gibi yakan bir yolda,
Tek başına bir derdin içindeyim.

Gel nurum, gel elagözlüm

Sen içimdeyken,
Hiçbir yol beni senden uzaklaştıramaz.
Güneşin batışı gibi yok olurum varlığında.
Ey Sevgili, gece olur üstüme örtülürsün.

Gel nurum, gel elagözlüm

Avuç içlerimiz buluştuğunda,
Tüm günahlarımız dökülür.
Ey Sevgili, Ey sığınakların en kuytusu,
Ey Aşkların en tutkulusu,
Nehirin denize hasreti gibi çağlayarak gel.

Gel nurum, gel ela gözlüm

KOZMİK BİLİNCİNE ULAŞILIR MI?

Teşekkürler yakupuykutalp

Yakup Uykutalp

İlgili resim

Günlük hayatımda çok tempolu bir şekilde çalışıyorum..Şikayetçi miyim? Hayır değilim..

Fakat günübirlik yaşadığım sıkıntılar karşısında bazen istesekte istemesekte gücümüz yettiği kadar der, kendimizi kenarıya doğru iterdim. Gerçekten çok iyi bir oyuncuyumdur..Topu nereye atacağımı iyi bilirim..Fakat yaşadığımız sıkıntı, problem ya da zorluklarla karşı karşıya kalma gibi bizleri nedenselleştiren sebepler var..Nedenselliklere rağmen neler yapabiliriz? Bu konuyu biraz açalım..Eksik kaldığı yerleri yorumlarınızla tamamlabiliriz..

Genelde özel yaşantımız, iş hayatımız ve ev halimiz bizleri bayağı yorar..Artık bunlara mağlup olmak istemiyorum..Çünkü yorgun savaşçılar gibi savaşmakta istemiyorum deriz..İçimizden gelen sesin nereden geldiği, bizleri nereye götürdüğünü yine içimden düşünerek merak ederim..Acaba olumsuzluklara mı? yoksa pozitif düşünce için bir neden mi?

Düşünce kılıcımı çektim mi? neyin önünü kesmeyi gerektiğini bilmek gerekir düşüncesindeyim..Beni hataya zorlayan, sinir sistemimi bozan düşüncelerden uzak durmalıyım..Yani burada beni yanılgıya düşüren düşüncelerin önünü kesebilirsem galip geleceğimin bilincindeyim..O zaman güncel deneyimimizi varsayalım ve o şekilde yola çıkalım..İyi dinlenmiş olalım ya da kötü dinlenmiş olarak mı  yola çıkalım..

View original post 423 kelime daha

Ey Yolcu!!!

Etiketler

, ,

An gelir yetmez bildiğin kelimeler. Konuşmak istersin konuşamazsın. Çıkmaz sokaklarında dünyanın, dolanır durursun, yönünü bulamazsın. Yol dediğin neydi sahi. Herkesin yolu farklıdır. Elinde harita dolanır durursun. Haritada , olduğun yere bakarsın neredeyim diye. Az kaldı dedikçe yeni yollar belirir sihir gibi.

Yokuşlar, sarp dağlar, nehirler, yıkılmış köprüler çıkar karşşına. Hah bunu da atlattık dediğinde haritada bir engel daha belirir. Ne elinden bırakabilirsin haritanı ne de sonuna ulaşabilirsin. Hem yorulursun hem de merak edersin.

Şimdi bakıyorum da haritama, tam da bir kavşakta kalakalmışım. Öylece oturmuşum yol kenarına, bakıyorum sağa sola, ne tarafa dönsem yüzümü aynı yere çıkacak biliyorum ama daha kolay daha az acıtan daha kestirme bir yolu seçeyim istiyorum.

Sonra kaçınılmaz Murphy kanunları geliyor  aklıma. Kendi kendime gülüyorum. “İki nokta arasındaki kestirme yol her zaman en uzun olandır” “Ekmeğin yağlı olan tarafının halıya düşmesi, halının yeniliğiyle doğru orantılıdır.” “Bir şey ters gittiğinde, tersliklerin hızlanması tersliğe teslim olmamanızla doğru orantılıdır.”

Tamam diyorum ve teslim oluyorum yola. Bırakıyorum yolu kendi haline, aksın gitsin ayaklarımın altından, seyrediyorum o akışı. Yeni fakat aynı zorlukta başka şeyler getiriyor bu sefer de önüme. Demek ki diyorum illa bir şeyler ters gidecek. Kaçışı yok.

Ne kadar ince düşünürsek, ne kadar duyarlı olursak bir o kadar zor şeyler yaşıyoruz. Duyarlılığımızdan sınanıyoruz, bakalım ne kadar duyarlıyız diye. Çok ince eleyip sık dokumamak gerekiyor. Vakit çok hızlı akıyor çünkü. Geleni yaşamalı insan. İnanın böylesi daha kolay. Öyle miydi böyle miydi derken, bir bakmışsın çimenler serilmiş üzerine. Hücrelerinde tohumlar kökleniyor.

Bir nefes kadar kaldım bu dünyada diyorsun sonra. Anını yaşayamayanlar pişman oluyor, yaşayanlarsa cennette… Peki sen nerede olacaksın. Bu gün neredeysen o gün de orada olacaksın. Vakit kaybetme ey yolcu. Başla cennetini inşa etmeye.

İnşaatın temeli yapılacağı zaman, önce sağlam zemine kadar kazılır toprak. Sen de kaz kendini, en derinine, özüne, en sağlam yere ulaşana kadar. Sonra usul ususl çık katlarıını. Direklerin sağlam olsun. Depremlere dayanıklı ol. Sallan ama yıkılma.

Ey yolcu! Durma…

Sevgilerimle Gönlünüze Eğiliyorum

Gönlüne Sağlık Murat Reis

Bir sürü kitap okuyoruz, alim, hoca vs dinliyoruz ama hiçbirini koşulsuz her dediğini kabul etmiyoruz. Bizim inandığımız tek doğru Allahın sözleri ve Hz. Muhammedin (s.a.v.) bunları nasıl öğrettiği, uyguladığı ve rol model olduğudur. Bu sebepte sevsekte her hocaya bir şerh bırakmak hakkımızdır, bir burada birşeyler yazıp çiziyoruz sizde kendinizce bunlara sakın şerh koymayı unutmayın.

Gören Göze Karanlık Perde Olmaz — MuratReis üzerinden

Seni Bekliyorum Loş Memlekette

Etiketler

, , ,

Seni Bekliyorum Loş Memlekette….

Gece günü çoktan aşmıştı. Uyur uyanıktım. Bedenim dünyada ruhum ise çok uzaklarda. Loş bir memleket burası Sevgilim. Senden uzak, kendime yakın. Yalnızım, yapayalnız. Oturdum dünyayı seyrediyorum. Uzaktan çok güzel görünüyor. Mavi- yeşil cennet gibi. En çok da seni özlüyorum. Gözlerini, deniz kokunu, gülüşünü, dokunuşunu….
Tam seni özlerken, Loş memleket tüm bedenimi esir alıyor. Yok oluyorsun benim yokluğumda. Yokluğumuzla mutlu oluyorum. Kutup yıldızı selam veriyor yokluğumuza.
Ah Sevgili!!! En çok da seni özlüyorum. Bak yine Hilal kucaklamış çoban yıldızını. Kucaklamaların geliyor aklıma. Loş memlekette seni düşünürken, kalbim loş oluyor. Ne aydınlık ne karanlık. Burada uyku yok sevgilim. Ne uyur ne uyanık. Veda etmeden geldim ya en çok da buna üzülüyorum. Ben sana öyle küçüktüm ki ama büyüyorum senden uzakta….
Burada benden başka kimse yok. “Loş memleketin hoş perisi” taktılar adımı buradaki kelebekler. Burada tüm canlılar konuşuyor Sevgilim. Ağaçlar, çiçekler, kuşlar, kelebekler… Her gün senden haber alıyorum. Rüzgar sesini bana taşıyor. Her anından haberim var.En çok da adımı usulca tekrarlayıp ağladığın anların beni üzüyor. Ağlama… Burada gözyaşı yok Sevgilim.Ne kadar zaman oldu gözyaşlarım süzülmedi yanaklarımdan, bilmiyorum… Burada Zaman yok Sevgilim… Ne zamandır buradayım bilmiyorum Sevgilim. Rüzgara her rastladığında konuş benimle… Harflerini yolla bana…

Seni bekliyorum Loş Memlekette….
Sevgilerimle Gönlünüze Eğiliyorum

Aşk Aceleye Gelmez

Etiketler

, , , ,

Herkes o mükemmel Aşk’ı bekliyor. Sonra bulduğunu sanıyor. İlk heyecanlar fragman gibi en güzel sahneleri yaşatıyor sana. Kısa bir süre sonra bir bakmışsın “Aşk” avuçlarından uçup gidiyor.

Aşk’ mıydı peki şimdi bu yaşadığın. Hoşlanmanın adına hemen “Aşk” diyoruz. İnsan kendini gaza getirme konusunda da çok başarılı. Hemen havaya giriyor.

İlk buluşma; çok tatlı yaaa… bayıldımmm çok hoşş

Zaten bu tepkiden sonra, karşındakini tanımak için çalışması gereken beynin o bölümüne direk perde iniyor.

Saatlerce telefon görüşmeleri, hep aynı aşk sözcükleri, CemYılmaz’ ın da dediği gibi “öyle özledim, böyle özledim, daha da özledim” replikleri. Buluşmalarda el ele, göz göze bakışmalar. Birbirine en masum hallerini göstermeler. Bu güne kadar yaşadıkları talihsiz ilişkileri anlatmalar.

Suç hep mi karşı taraftaydı arkadaşım. Karşılarındakiler hep kıskanç, hep kavgacı, hep bencil olmuşlar. Diliyle “Benim kıymetim bu güne kadar bilinmedi. Umudum sensin” derken. Gerçekte altta geçen alt yazı “Onları nasıl harcadıysam seni de harcarım dikkat et”.

Zaten bir insan hangi özelliğini üstüne basa basa size lanse ediyorsa bilin ki o konuda tam tersidir. Vicdan hiçbir zaman susuturulamaz. O yüzden o kişinin vicdanı aslında nasıl olması gerektiğini ona sürekli fısıldar. O da olması gerektiğini, aslında öyleymiş gibi insanlara lanse eder.

Bir örnek verebilirim. Biriyle tanışmıştım. Daha ilk tanışmamızda sürekli kendisinin çok verici olduğundan, insanların onu kullandığından, bu yüzden ilişkilerde hep ezilen taraf olduğundan bahsetti. İlişkilerinin bitme nedenlerini sorduğumda da sürekli kendisinin terkedildiğini söyledi. “Peki bu kadar vericiyken, neden hep sen terkedildin” diye sorduğumda “Bir süre sonra verici olmayı azalttığımda ve isteklerine cevap vermediğimde beni terkediyorlardı” dedi. Ben ona inandım ama gözlem yapmayı da ihmal etmedim. İlişkimiz başladığında ona hep mağdur gözüyle baktığım için, merhamet duygularım çok yoğundu. Hep verici oldum. Onun bu güne kadar boş kalan ilgi deposunu doldurmaya çabaladım. Bir gün ben de bir ampul yandı. Onun o gece anlattığı mağdur kişi o değil ben olmuştum :)) Biraz vericiliği kestiğimde tüm bencilliğini ve gerçek yüzünü gördüm. Ve onunla ilişkimi kestim. Yani anlattığı kişinin tam tersi çıktı aslında. Olmak istediği kişiyi anlatmış bana.

İlişkimiz arkadaşlık boyutunda olduğu için, onu tanıyabildim. Eğer kendimi dolduruşa getirip, duygularıma kapılıp bir ilişki yaşasaydım asla göremezdim tüm bu yaşananları.

Biraz ağır adımlarla ilerlemek her zaman güvenlidir. Aceleye gerek yok. Eğer birbirinize göreyseniz, bu tanıma sürecinde zaten duygularınız da yavaş yavaş derinleşecektir. Eğer derinleşmiyorsa, bu süreçte birbirinizden uzaklaşıyorsanız, aranızda gerçek bir etkileşim yok demektir. Aşk aceleye gelmez. Sabrederseniz o mükemmel AŞK’ı, mutlaka bulacağınıza inanıyorum.

Bu paylaştıklarımı sadece kadın erkek ilişkilerine değil, iş arkadaşlığı, komşuluk ilişkileri, iş ortaklıkları, kısacası tüm insan ilişkilerine uyarlayabilirsiniz.

Biraz sabır ve tanıma gayreti diliyorum herkese 🙂

Ey Aşk….
Bendeysen tüm varlığınla,
Ben de sendeysem yokluğumla,
Sen bensen, ben de sensem,
Gel Aşk Nokta’ da buluşalım…

Sevgilerimle Gönlünüze Eğiliyorum

 

O Benim Kahraman’ım

Etiketler

, ,

Gözlerin gözlerime değdiğinde, gönlümde can bulup, nefes almaya başladın. O derin bakışlı, sevgi dolu gözlerin, içimdeki düğümleri çözdü birer birer, bu gece.

Anladım ki insanlar dokunmadan da sarılabilirmiş. Bedenlerimiz öylece karşılıklı oturmuş konuşurken, ruhlarımız sarmaş dolaştı. Bu bize ait bir buluşma değildi. Ruhların buluşmasıydı.

Bu yüzden sahiplenmedik birbirimizi. Ruhlar ne zaman isterse o zaman görüştük hep. Teslim olduk gelene. Yüzümüz, kendimize dönük yaşadık biz. O yüzden çoğaldık.

Hiç Beden Tek Ruh Olduk… Nasıl mı? Hani anlatılmaz yaşanır derler ya… Tam da öyle…

Çok şey öğrendim sevdiğim senden ve öğrenmeye devam ediyorum. Şükrediyorum bana bu deneyimi yaşattığın için. Eksildikçe çoğalmayı öğrettiğin için. Farkındalığımı artırdığın için.

Sen benim “Kahramanımsın” sevdiğim. Biz en çok da kahramanları yitirdiğimiz için büyüyemedik. Hep yalan kahramanlar yarattık zihnimizde. Her zaman yanımızda istedik onları. Kahramanlar her zaman yanımızda olmazlar. Onlar tam zamanında, olmaları gerektiği zaman yanımızda olurlar.

Biz bir şeylerle başetmeye çalışırız. Mücadele veririz, artık bizim elimizden bir şey gelmez. O anda ihtiyacımız olan kahraman gelir ve müdahele eder.

Yoksa adı “Kahraman” olmazdı değil mi 🙂

İşte sen de, yürüdüğüm bu kutsal yolda, engellerle mücadele ederken, tam da sana ihtiyaç duyguğum anlarda yanımdasın. Ne önce ne sonra… Olman gerektiği An’da…

Kul sıkışmayınca Hızır yetişmezmiş. Hızır’ a sabredebilmemiz ümidiyle…

 

Sevgilerimle Gönlünüze Eğiliyorum

 

 

 

Denizlere Çıkar Sokaklar

Etiketler

, , , ,

Yeni Türkü ile güne başlamak bana her zaman iyi gelmiştir. Az önce “fırtına” yı dinledim.

Bak işte yaklaşıyor fırtına
Bak yine yükseliyor dalgalar
Yollardan sonra yıllardan sonra
Şarkılar söylüyor çocuklar
Yollardan sonra yıllardan sonra
Yeniden yanyana onlar

Ne geçmiş tükendi ne yarınlar
Hayat yeniler bizleri
Geçse de yolumuz bozkırlardan
Denizlere çıkar sokaklar…

İçimdeki umudu daha da yeşerttim, besledim. Bir gün dünyanın tüm çocukları yan yana olacaklar, inanıyorum.

Geçse de yolumuz bozkırlardan, denize çıkar sokaklar…

Biz yeter ki umudumuzu kaybetmeyelim. Bir kişi bile olumlu düşünse dünya değişir. Değişimin azı çoğu yoktur. Değişim değişimdir. Bir kişi bir kişi derken bir gün yıllardan sonra, yollardan sonra, yeniden hepimiz yan yana oluruz.

Sınırların olmadığı, barış içinde yaşanan bir dünya diliyorum

Sevgilerimle Gönlünüze Eğiliyorum

Şehr-i Sürgün’de Bir Gönül

Etiketler

, , ,

Bir vapur çığlık çığlığa gidiyor Sevgilim
Yaşanıyor aşklar kana kana, bense hasretindeyim
Bir parça gökyüzüm kaldı elimde neyleyim
İste Sevgili, onu da sana vereyim.
Günler geçmiyor burada,
Bir sen bir de memleket tütüyor burnumda
Bir bahar sabahı papatyalarla kapındayım
Ey Sevgili tüm varlığımla yokluğundayım

 

Şehr-i Sürgün’ de Bir Gönül